Pazarola Hasan Bey

Pazarola Hasan Bey

İstanbul esnafı ve halkının “uğuru”, şehir yazarlarıyla karikatüristlerin pek sevdiği “Pazarola” Hasan Bey, bu defa ilk kez yayımlanan fotoğrafı, hakkındaki yeni bilgiler ve hazin vedasıyla okurları selamlıyor.

CENGİZ KAHRAMAN

İstanbul’un en ilginç kişilerini, kenar mahallerini tanıyıp bilen, işlek kalemiyle okurlarına anlatan Osman Cemal (Kaygılı), Resimli Ay dergisindeki yazısında (12 Mart 1925), “Pazarola” Hasan Bey’i uzun zaman göremeyince nasıl endişelendiğini anlatıyor:

“En aziz saydığım ahbaplarımı bile bazen senelerce görmesem, yine görmek aklıma gelmezken, nedense geçen hafta şimdiye kadar ancak bir iki kere merhabasını almış olduğum Pazarola Hasan Bey’i dehşetli göresim geldi. Lakin mübarek zat ortada yoktu, kaç ay vardı ki onu ne Beyazıt Meydanı’nda dalgın ve lakayd bir filozof salınışıyla geçerken, ne Sahaflar’daki esnafı öğle namazına davet ederken, ne çarşıda dükkâncılara iltifatlar yağdırırken gördüğüm yoktu. Meraka düştüm acaba diyordum, Hasan Bey’e ne oldu? Bir yere mi gitti? Hafazanallah hastalandı mı? Yoksa Allah göstermesin öldü mü? Sonra yine hiç bunların hiçbirine ihtimal veremiyor, eğer böyle olsa diyordum, muhakkak bütün gazeteler yazardı. Hasan Bey değil İstanbul’da, bütün Türkiye’de, hatta bütün dünyada tanınmış o meşhur simalardan idi.”

Pazarola Hasan Bey, hakkındaki yazılardan, yapılan karikatür ve resimlerden, döneminde evlere uğur olarak alınan ve günümüze ulaşan fotoğraflarından, çok uzun zamandır bildiğim renkli bir simaydı. Yıllar önce koleksiyonuma kazandırdığım cam negatifler arasında gördüğüm kişinin Pazarola Hasan Bey olduğunu anladığımda sanki eski bir ahbabıma rastlamış gibi sevinmiştim. Pozitif baskısını aldığım bu ilginç enstantanede Pazarola Hasan Bey bir evin kapısında duruyor.

Ölümüne yakın yıllarda çekildiğini tahmin ettiğim fotoğraf, yaklaşık 20 yıldır koleksiyonumda yayınlanacağı günü bekliyordu. Aynı gün çekildiğini düşündüğüm bir başka fotoğraf da Yıllarboyu Tarih dergisinde (6 Haziran 1983 Sayı: 6) yayımlanmıştı.

Gazeteci yazar Osman Cemal Kaygılı’nın Resimli Ay dergisinde yayımlanan röportajı Pazarola Hasan Bey ile yapılmış ve bu konuda yazanların faydalandığı bir başvuru kaynağıdır. Elimdeki fotoğraflar bu uzun söyleşinin sonrasında Pazarola Hasan Bey’in mahallesinde çekilmiş olmalı. Osman Cemal ne yazık ki, yazıda bununla ilgili bir bilgi vermiyor. Aynı fotoğrafların Haftalık Mecmua dergisinin 28 Aralık 1925 tarihli 24. sayısında da kullanılmış olduğunu görüyoruz. Bu ilginç fotoğraflarda Pazarola Hasan Bey mahallesinde bir dükkânın kepenkleri önünde elinde çok sevdiği kahve ve sigarasıyla poz veriyor.

Fotoğrafları kim çekti?

Osman Cemal Kaygılı’nın Yeni Gün gazetesinde 1931–1932 yıllarında tefrika edilen “İstanbul’un Köşe Bucağı” yazı dizisinin fotoğraflarını çeken Namık Görgüç ve Cemal Göral’la yakın arkadaşlığı olduğunu biliyoruz. Bu fotoğrafların Cumhuriyet ve Yeni Gün gazetesi foto muhabirleri olan bu iki isimden birisi tarafından çekilmiş olma ihtimali yüksek. Pazarola Hasan Bey’in stüdyoda çektirdiği fotoğraflar da daha sonra işbilir bir kartpostal yayıncısı tarafından çoğaltılarak satılmış olmalı. Gençlik yıllarında çekilen fotoğraflardan birisinde elinde bir kitap, bir diğerinde ise elinde sigara ile poz vermiş. Her iki fotoğrafın ortak özelliği ise Pazarola Hasan Bey’in şık kıyafeti. Koleksiyonumda bulunan ve başka koleksiyonlarda da rastladığım bu birkaç kare fotoğrafın kim tarafından, hangi stüdyoda çekildiği bilinmiyor.

Pazarola Hasan Bey hangi yıl doğdu?

İstanbul halkının çok sevdiği, esnafın kendilerine selam vermesini uğur saydığı Pazarola Hasan Bey, 1881 yılında Unkapanı Atlamataşı Caddesi’nde doğduğu evde bütün ömrünü geçirdi. Doğum tarihini, ölüm haberinde 45 yaşında olduğu söylendiği için tahmin ediyoruz. Hasan Bey’in babası Abdullah Efendi ise Osman Cemal Kaygılı’ya 1925 yılında verdiği röportajda “Hasan’ım kırk, kırk beş yaşlarındadır” demiştir!

Baba Abdullah Efendi, oğlu doğduğunda 40 yaşındaydı. Hasan Bey, doğumundan iki ay sonra annesini kaybetti ve iki buçuk ay sonra da kafası büyümeye başladı. Babası yaklaşık 10 sene sonra Hasan Bey’in veremden ölen dayısının eşiyle evlendi. Yıllar sonra Hasan Bey de dayısının yakalandığı hastalıktan hayata gözlerini yumdu.

Selam versin diye ona hediye alıyorlardı

Çocukluğu başında takkesi, sırtında hırkasıyla evinin kapısı önünden sokağı izleyerek geçti. Gövdesinden büyük olan başı koşmasını engeller ve mahzun bir şekilde koşup oynayan çocukları seyrederdi. Mahalle halkı onu “Koca Kafalı Hasan” olarak bilir ve çocuklarıyla yakın arkadaşlık etmesini istemezdi. Mahallenin hamile kadınları ise doğacak çocuklarının ona benzemesi korkusuyla Koca Kafalı Hasan’ı gördüklerinde bakışlarını ondan kaçırırlardı. Koca Kafalı Hasan’ın şansı, yaşı biraz ilerledikten sonra mahallede bazı kadınlar onun söylediklerinde bazı kerametler bulup, ağzından çıkanların gerçek olduğunu söylemeye başlayınca değişti.

Söylediklerinin uğur getireceğine olan inanış, şöhretinin mahalle hudutlarından çıkarak bütün İstanbul’a yayılmasını sağladı. Artık “Koca Kafalı Hasan”ın lakabı “Pazarola Hasan Bey” olmuştu. İstanbul halkı bu sempatik meczubun kendileri için uğurlu olduğu, esnaf ise “pazarola” selamını vermesinin işlerini açacağı inancıyla, ona hediyeler vermeye ve para yardımı yapmaya başladı. Şöhreti artan Pazarola Hasan Bey’in İstanbul’da gezip selamını verdiği yerler de arttı. Yaşadığı semtten her gün Unkapanı, Galata Köprüsü, Eminönü, Beyazıt istikametinde gezerek halka ve esnafa meşhur selamını vermeye başladı.

Normalden çok büyük olan kafasındaki atlas serpuşta mahalledeki kadınların nakışla işlediği maşallah yazısı vardı. Kendisine hediye vermek ve karşılığında memnuniyetini almanın uğur getireceği inanışı bütün İstanbul’a yayıldı. Pazarola Hasan Bey artık haftanın birkaç günü uzak semtleri de ziyaret etmeye başladı.

Babası Abdullah Efendi’nin 1891 yılında yaptığı ikinci evlilikten eczacı binbaşı, yüzbaşı ve memur olan üç kardeşi daha olmuştu. Hakkında yazılar yazan dönemin en tanınmış isimleri arasında Ahmed Rasim, Sermet Muhtar Alus, Osman Cemal Kaygılı, İbrahim Alaaddin Gövsa, Malik Aksel gibi yazarlar, karikatürlerini yapan Salih Erimez, Münif Fehim, Cemal Nadir, Orhan Ural gibi çizerlerin bulunması şöhretinin artmasında etkili oldu. Ölümünden sonra da hakkında yazıp çizen çok önemli isimler oldu.

Otomobil çarptı neşesi kalmadı

1924 yılında bir otomobil kazası nedeniyle Cerrahpaşa Hastanesi’ne kaldırıldı. Yapılan tetkiklerde tüberküloz hastalığına yakalandığı anlaşılmıştı ve hastaneden çıktığında eski keyfi, neşesi kalmamıştı. Sürekli ziyaret ettiği yerlere pek uğramıyordu. Rufai tarikatına girerek Küçükmustafapaşa’daki Karasarıklı Tekkesi’ne devam etmeye başladı. Osman Cemal Kaygılı’nın Resimli Ay dergisi için 1925 Mart’ta kendisini ziyaretinde, babası Abdullah Efendi’den eve çok sayıda ziyaretçinin gelerek kendisinden dua aldığını öğreniyoruz: “Efendim, Hasan’ımın başından geçen o bir sene evvelki araba kazası dolayısıyla biraz kendisine durgunluk geldi, onun için şimdi sık sık sokağa çıkamıyor. Mamafih ziyaretçileri eksik değil. Allah razı olsun, Türkten, Yahudiden, Rumdan, Ermeniden her gün birçok ziyaretçiler gelip ellerini Hasan’ımın ellerine sürüyor ve o günkü kârlarının açık olması için onun duasını alıp gidiyorlar.” Yine aynı yazıdan ailenin geçiminin Pazarola Hasan Bey tarafından sağlandığını da öğreniyoruz:

“Ben artık ihtiyarladım, çalışamıyorum. Lakin Hasan’ım bir kaç parça irad ve akarı var. Onunla geçiniyoruz.” Yeni Tarih dergisi ( Mayıs 1957, Sayı 5) Osman Cemal Kaygılı’nın yazısını, eski bir röportajı naklediyoruz diyerek M.N. rumuzuyla yayınlamıştır. Aynı yazı için Münif Fehim’in Pazarola Hasan Bey’i Sahaflar Çarşısı’nda gösteren bir resmi de kullanılmıştır.

Hakkında revü bile yazıldı

Osman Cemal Kaygılı, 1925 yılında Pazarola Hasan Bey hakkında Darülbedayi için bir revü yazdı. Revüde Hasan Bey Münif Fehim’in yaptığı büyük karton bir maskeyi takan bir oyuncu tarafından canlandırıldı. Revüde belediye başkanı Emin (Erkul) Bey ve İstanbul’un o dönemki meşhur kişileri de canlandırılıyordu. Şehzadebaşı’ndaki Ferah Tiyatrosu’nda sahneye konan revü o dönem büyük ilgi gördü.

Malik Aksel’in Pazarola Hasan Bey’le ilgili İstanbul’un Ortası kitabında çok güzel bir yazısı bulunuyor. Aksel yazısında dönemin ünlü oyuncuları tarafından “Pazarola Hasan Bey” isimli bir piyes oynandığını söylüyor. Malik Aksel burada Hasan Bey’le ilgili 1920 yılında İstanbul’da yayınlanan bir gazete olduğunu söylese de, gazetenin adı ve tarihi hakkında bir bilgi vermiyor. Alıntısı şöyle:

“İki saat bilafasıla gülmek ve eğlenceli vakit geçirmek ve memleketimizin bütün artistlerini bir arada görmek isteyenlere cuma günü Şehzadebaşı’nda Şark Tiyatrosu’nda Eyüp Sabri Bey müsameresinde komik-i şehir Hasan Efendi (Kel Hasan), Naşit (Özcan) Bey, Balı Rıza Efendi, İsmail Efendi’nin iştirakiyle oynanacak olan emsali görülmemiş mükemmeliyette “Pazarola Hasan Bey” piyesinin temaşasını tavsiye ederiz. Tafsilat el ilanlarındadır.” Malik Aksel ressam, müzisyen estetikçi Rasih Sonat’ın da Pazarola Hasan Bey hakkında bir revü yazdığını, Ankara Halkevi’nde ilk kez sergilenen revünün büyük ilgi görmesiyle Rasih Bey’in de “Revücü Rasih” diye meşhur olduğunu söylüyor.

Çok sayıda karikatürü yapıldı

Malik Aksel adı geçen yazıda İstanbul’da “Pazarola Hasan Bey” isminde bir mizah dergisi de yayınlandığından bahsediyor. Daha sonraları Cemal Nadir, 1930’lu yıllarda zaman zaman meşhur tipi Amca Bey ile Hasan Bey’i çizgilerinde bir araya getirmiştir. Yine 1930’larda Son Posta gazetesinde “Son Posta’nın Resimli Hikâyesi” başlığıyla Hasan Bey’in maceralarını bir karikatür bandı yayınlanmıştır. Son Posta, yine aynı yıllarda gazetede de “Pazarola Hasan Bey” ismiyle karikatür, fıkra ve gülmece yazılarından oluşan tam sayfalık bir köşe yapmıştır. Ayrıca “Pazarola Hasan Bey’in oğlu” ismiyle bir başka karikatür sayfası da zaman zaman okuyucuların beğenisine sunulmuştur. 1940’lı yıllarda ise karikatürist Orhan Ural, Son Posta gazetesinde “Pazarola Hasan Bey diyor ki” isimli köşesinde Hasan Bey’i bir siyasetçi olarak tasvir etmiştir. Salih Erimez ise 1943 yılında “Tarihten Çizgiler” adını verdiği köşesinde Pazarola Hasan Bey’i bir tatlıcıdan alışveriş ederken gösteren bir karikatür yayınlamıştır. 1952 ve 1953 yıllarında Pazarola ismiyle aylık bir mizah dergisi yayımlanmıştır. M. Sabri Koz’a katkıları için teşekkür ederim.

Şehir mektupçusu Ahmed Rasim, Yeni Gün gazetesindeki “Eşkal-i Zaman” köşesindeki bir yazısında Pazarola Hasan Bey’e olan sevgisini de göstermektedir:

“Hasan Bey’i kim tanımaz: Zamanın tek güler siması. Tabiatın sahte bir gösterişle iki arşınlık gövdesine taktığı kocaman bir kafanın üzerine abani sarıklı, mevsimine göre katmerleri arasına fulya, zerrin, sünbül, gül, hatta fesleğen dalı takılı, hatta yanpiri duran bir fes kondurun. Rengi esmer, geniş bir alın altına kara iki sivri uçlu kaş, halinden ve kalinden (söz ve duruşundan) her vakit memnun olduğunu gösterir parlak, uzun kirpikli iki siyah göz, mütenasip (uyumlu) bir burun, üst bölüğü birbirine denk kaytan (ip) bıyıklarla donatılmış az büyücek bir ağız, yassı bir çene, fakat ince bir boyun çizin. Hatta giydirip kuşatarak biraz da çekidüzen verin. Görmeye, fotoğrafa hacet kalmaz. Ne zaman rastlasam, yüzündeki gülümsemelerini ter ü taze (taptaze) bulurum. Mezcupluk haline vergi bir temiz bakışla çevresine bakınarak her dükkâna, her satıcıya, işine, malına göre: “Pazarola bakkalbaşı”, “pazarola balıkçıbaşı”, “pazarola aşçı baba” diyerek yürür gider.”

Ölüm tarihi meselesi

Pazarola Hasan Bey ile ilgili satırları kaleme alırken hayıflandığım şey, okuduğum makalelerde ölüm tarihinin kesin olarak verilmemiş olmasıydı. Bu kadar sevilen, uğur sayılan bir kişinin en azından ölüm haberinin gazetelerde yayınlanmış olması gerektiğini düşünüyordum. Hakkında yazanlar doğum, ölüm ve ailesiyle ilgili bilgilere henüz ulaşamamışlar ve dolayısıyla da merakımı tatmin edememişlerdi. Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi merhum Yavuz Selim Karakışla, Pazarola Hasan Bey’le ilgili yayımladığı kitapçıkta, Cumhuriyet gazetesindeki 19 Aralık 1927 tarihli “Tuhaf kafalılar Amerika’ya giremez mi” isimli makaleye atıfta bulunarak ölüm tarihinin 1925 ile 1927 arasında olduğu tahmininde bulunuyor.

1926 yılının gazetelerini incelerken, Cumhuriyet gazetesinin 16 Haziran 1926 tarihli sayısında Hasan Bey’in ölüm haberine rastladım. Atatürk Kitaplığı’nın dijital gazete arşivinden Milliyet gazetesinin aynı günkü nüshasında bulamadığım haberi bir gün sonra ve daha ayrıntılı olarak bulunca, hakkında çok önemli şahsiyetlerin kalem oynattığı bu “maruf tip” hakkında yeni birkaç bilgi verebileceğimi düşündüm.

Aslında ilk ölüm haberi vefatından tam 7 yıl önce çıkıyor. Ahmed Rasim, Eşkal-i Zaman köşesinde 25 Aralık 1919’da duyduğu bir ölüm haberinden dolayı çok üzgün olduğunu yazıyor: “Yine bir kara haber verdiler. İleri refikimiz mebus namzedliğini ilan etdiği halde bizim Pazarola Hasan Bey bir rey bile alamadan vefat etmiş! Cidden müteessif oldum. Şehrimiz Hasan Bey gibi bir meczub-i ilahiden mahrum kaldı.”

Bu ölüm haberinin yanlış bir istihbarattan kaynaklandığı ortaya çıktı. Bu havadisin doğru çıkmamasına en çok Ahmed Rasim sevinmiş olmalı! O haberden sonra Pazarola Hasan Bey yedi sene daha yaşadı. Halkın çok sevdiği, esnafın kendilerine selam vermesini uğur saydığı koca kafalı Hasan Bey, namı diğer “Pazarola Hasan Bey” yaklaşık iki senedir şikâyetçi olduğu, halk arasında “ince hastalık” olarak da bilinen tüberküloz hastalığından dolayı 24 Mayıs 1926’da Gülhane Hastanesi’ne yattı. Doktor İhsan Rıfat Bey’in özenli bakımı, zayıf düşmüş bünyesine derman olamadı. Pazarola Hasan Bey, 15 Haziran’da hayatını kaybetti.

ATLAS TARİH, SAYI: 49 / EKİM – KASIM 2017

* * *

Article statistics [by WordCounter]

1,807 Words
13,601 Characters
89 Sentences
33 Paragraphs
6 mins 34 sec Reading Time
10 mins 2 sec Speaking Time

Keyword Density

54 (6%) hasan
54 (6%) bir [one]
40 (4%) pazarola
33 (4%) bey [Turkish title for chieftain, traditionally applied to the leaders or rulers of various sized areas in the Ottoman Empire. Today, the word is still used formally as a social title for men. It follows the name and is used generally with first names and not with last names]
31 (3%) ve [and]
13 (1%) bu [this]
12 (1%) cemal
12 (1%) çok [very]
12 (1%) da [in]
11 (1%) bey’in
10 (1%) sonra [after]
10 (1%) ölüm [death]
10 (1%) de [also]
9 (1%) osman
9 (1%) iki [two]
9 (1%) hakkında [about]
8 (1%) zaman [time]
8 (1%) olduğunu [that]
8 (1%) için [for]
7 (1%) bey’i
7 (1%) bütün [all]
7 (1%) gün [day]
7 (1%) olan [one]
7 (1%) ise [if]
7 (1%) yılında
6 (1%) yeni [new]
6 (1%) ay [moon]
6 (1%) yine [again]
6 (1%) ne [what]
6 (1%) uğur [good luck]
6 (1%) olarak
6 (1%) aynı [same]
6 (1%) ilgili [about]
6 (1%) tarafından
5 (1%) en [most]
5 (1%) meşhur [famous]
5 (1%) karikatür [cartoon]
5 (1%) ile [with]
5 (1%) daha [more]
5 (1%) başladı [started]
5 (1%) büyük [big]
5 (1%) koca [husband]
5 (1%) kafalı
5 (1%) malik
5 (1%) aksel
4 (0%) sevdiği [love]
4 (0%) i̇stanbul’un
4 (0%) resimli [illustrated]
4 (0%) uzun [long]
4 (0%) i̇stanbul’da
4 (0%) hatta
4 (0%) arasında
4 (0%) gibi
4 (0%) yıllarda
4 (0%) kaygılı’nın
4 (0%) olduğu
4 (0%) babası
4 (0%) abdullah
4 (0%) efendi
4 (0%) ahmed
4 (0%) rasim
4 (0%) dergisi
4 (0%) revü
4 (0%) son
3 (0%) i̇stanbul
3 (0%) şehir
3 (0%) ilk
3 (0%) ilginç
3 (0%) kaygılı
3 (0%) yazısında
3 (0%) bile
3 (0%) geçen
3 (0%) ki
3 (0%) oldu
3 (0%) eski
3 (0%) yakın
3 (0%) yaklaşık
3 (0%) günü
3 (0%) başka
3 (0%) olmalı
3 (0%) bilgi
3 (0%) aralık
3 (0%) tarihli
3 (0%) elinde
3 (0%) kim
3 (0%) gazetesinde
3 (0%) yıllarında
3 (0%) cumhuriyet
3 (0%) birkaç
3 (0%) selam
3 (0%) verdiği
3 (0%) sene
3 (0%) ona
3 (0%) biraz
3 (0%) onun
3 (0%) artık
3 (0%) selamını
3 (0%) münif
3 (0%) bey’le
3 (0%) isimli

 

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *